11 Kasım 2011 Cuma
Bir mavi kuş var yüreğimde çıkmaya can atan
Ama zekiyim,
Sadece geceleri izin veriyorum çıkmasına,
Herkes yattıktan sonra.
Orada olduğunu biliyorum,
Derim ona, kederlenme artık.
Sonra yerine koyarım yine ama hafifçe öter
Tamamen ölmesine de izin vermiyorum
Ve birlikte uyuyoruz gizli antlaşmamızla
Ve insanı ağlatacak kadar güzel,
Ama ben ağlamam,
Ya siz?
Bukowski
Ama zekiyim,
Sadece geceleri izin veriyorum çıkmasına,
Herkes yattıktan sonra.
Orada olduğunu biliyorum,
Derim ona, kederlenme artık.
Sonra yerine koyarım yine ama hafifçe öter
Tamamen ölmesine de izin vermiyorum
Ve birlikte uyuyoruz gizli antlaşmamızla
Ve insanı ağlatacak kadar güzel,
Ama ben ağlamam,
Ya siz?
Bukowski
8 Kasım 2011 Salı
Uçmuşuz gidiyoruz. Nasıl bir uçmak bu Hazerfen görse kıskanır yemin ediyorum. Ben böyle uçamadım der amk. Der vallahi der öyle güzel uçuyoruz. Hayallerimizin ucu bucağı yok. Bu uçsuz bucaksız yerde ölsek diyorum kanımızı emseler son damlasına… acıta acıta. Acı çekmeye bayılırım, beni tanısan bilirsin. Siktir et. Sevsin beni istiyorum, son duyguma kadar emsin kana kana, çeksin beni ciğerlerine kurutana kadar. Bir nefes almışım dünya toz duman gözlerim kararmış. Hani nerde o pembe dünya? Rüyalarında mı kaldı? Yazık. Benim küçük kızım. Ağlama. Rüyalarda da elbet buluşuruz bir gün. Beklide unuturuz onu……diye bir şarkı dolanmış ağzımıza bok unuturuz diyoruz hep birlikte ağız birliği diye buna derim. Ben ağızdan öperim.Islak ıslak öpüşürüm. Acılarımız öyle ortak ki hep şunu bekliyoruz, bunu bekliyoruz hayattan. Hayatı sikim. Ondan bekliyoruz. Hep beklediğimiz bir hareket var, beklediğimiz bir söz var söylenecek o kadar çok söz var ki söylense nirvanaya ulaşıcaz bu kesin ama nirvana nerde biz nerdeyiz. Çok diplerdeyiz dostum yükselmemiz lazım. Rakımı yükselt! Bana bir duble rakı söyle sen en iyisi. Rakıyı çok sevdiğimi söylememe gerek yok. Kıskançlıklar, çok komiğiz değil mi? Biz insanlar neden bu kadar zayıfız? Ben neden bu kadar güçlüyüm? Güçlü müyüm? Kendimi tüm insanlıktan öyle bir soyutlamışım ki… İnsanı halleri seviyorum biliyosun ama bu insanı haller benim üstümde çok iğreti durmuyo mu ? Sen söyle bunu bana şimdi? En sonunda seninle birbirimize sarılıyoruz. Çaresizlik mi bu? Bilemiyorum. Keşke en başından seninle mutlu olsaydık. Belki pişmanlıklarımızı daha ince bir boyuta taşırdık. Böyle düşünmem acizlik mi? Acizlik tabi hepimiz biliyoruz. Aferin. Oh iyi güzel.
7 Kasım 2011 Pazartesi
Bazen öyle çok sıkılıyorum ki tüm insanlardan ya da dünyadan ve içinde bulundurduğu tüm her şeyden. Oturduğum sandalyeden, yattığım yataktan, içtiğim sigaradan, 3 gündür çıkmadığım şu odadan öyle çok sıkılıyorum ki. Belki nefret ediyo bile olabilirim. Nefret bana hiç yakışmaz. Ama insanlık halleri işte bazen gelip benim de üstüme yapışıyo.Bok gibi. Bazı küçük suçlar vardır hani. Yaparsın ve suratına oturuverir, o yavşak gülümseme. Dünyaya hükmettim sanırsın. Güçlüyüm hissi.Öyle işte.Tam şuan.
3 Kasım 2011 Perşembe
Uyanıyorum daha sabah olmamış hızla giyinip dışarı atıyorum kendimi.
Temiz hava!
Yürüyorum…
Rüyama girmiş en mutlu olduğum anda, unutmaya yaklaştığım o anda. Deliye dönmüşüm besbelli. Ayakkabılar yok ayaklarımda.
Günden güne büyüyen bir pişmanlık olur mu? İçimde büyüyor kocaman… dalları içimi parçalayıp çıkacak gibi. Acıtıyor, acıtacak. Duruyorum, bekliyorum bomboş sokak hala sonra yavaştan birer ikişer insan… Hepsine soruyorum teker teker hepside aynı cevabı veriyor. Biriniz beni anlayın ulan! Nasıl isyanlardayım.
Anlamazlar. Kimse anlamaz diyorum. Kendim hariç tüm dünya güzel görünüyor o an gözüme. Nasıl kıskanıyorum. Ahh benim güzelim. Ne çok yıprattım kendimi. Her şey bir an’a ait hatırlıyor musun? Geri dönüp düzeltesin var elbet elinde olsa ellerinle yırtıp geçeceksin zamandan biliyorum. Biliyorum…
Bizde böyle içip içip unuttum sanışlar. Sanrılar.
Ve sonra tanrılar. Tanrıya yakarışlar.
Duyar mı?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)